Green’in 50 Tonu: SPK’nın Yeşil Borçlanma Aracı ve Yeşil Kira Sertifikası Rehberi

Yıllardır büyümeye devam eden yeşil ekonomi, kendine has araçlarını da beraberinde geliştirmeye devam etmektedir. Özellikle geçtiğimiz yıl koronavirüs pandemisinin etkisiyle, IMF çok defa yeşil iyileşme çağrısında bulunmuştur. Bu çağrılar ve pandemi sonrasında piyasadaki aktörlerin sürdürülebilir araçlar kullanmadan ekonomik kalkınmanın ve ilerlemenin mümkün olmadığını kavramaları, yeşil tahvil veya yeşil kira sertifikası gibi yatırım araçlarına öncelik verilmesini sağlamıştır. Zira, pandeminin etkisiyle standart borçlanma faaliyetlerinde bir yavaşlama olurken, sürdürülebilir tahvil ve krediler piyasası gittikçe büyümeye devam etmiştir.

2016 yılında Türkiye Sınai Kalkınma Bankası tarafından ilk yeşil tahvil ihracı yapılmış olsa da uzun yıllardır yeşil tahvil piyasası Türkiye’de arzulanan gelişimi gösterememiştir. Fakat yakın tarihte Türkiye Sermaye Piyasası Kurulu (“SPK”) da, yukarıda bahsi geçen gelişmeleri gözönünde bulundurarak dünyada kendisi gibi düzenleyici ve denetleyici kuruluşların bu piyasaların sağlıklı büyümesi ve kamuyu aydınlatma yükümlülükleri çerçevesinde yatırımcının korunması için düzenleyici çerçeveler getirdiğini gözlemlemiştir. Bunun üzerine SPK, 11. Kalkınma Planını, 2021 Ekonomi Reformları Paketini ve Paris İklim Anlaşması öncelik ve eylemlerini gerekçe göstererek Sermaye Piyasası Kanunu md. 1 ve md. 128/e hükümleri uyarınca, bir düzenleyici çerçeve taslağı hazırlamıştır. Böylelikle SPK, Yeşil Borçlanma Aracı ve Yeşil Kira Sertifikası Rehberi Taslağı (“Rehber”)[1] ile Türkiye sermaye piyasasında yeşil borçlanma aracı ve yeşil kira sertifikası ihraçlarının artması, şeffaflık ve dış değerlendirme (ikinci taraf görüşü/doğrulama gibi) yükümlülüklerinin yatırımcı güvenini pekiştirmesi ve sürdürülebilir kalkınmaya katkı veren projelere yatırım imkânlarının çeşitlendirilmesi hedefleri için somut bir adım atmıştır. Rehber ile yeşil borçlanma aracı ihraçlarının uluslararası finansal piyasalardaki en iyi uygulamalar ve standartlarla uyumlu şekilde yürütülmesi, çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlayabilecek yeşil projelerin finansmanında yatırımcıların korunması ve şeffaflık, dürüstlük, tutarlılık ve karşılaştırılabilirliğin artırılması amaçlanmıştır. Öyle ki, SPK attığı bu somut adımı uluslararası paydaşlarla paylaşmayı özellikle önemsemiş ve Rehberin yayımlanmasından kısa bir süre sonra bu metnin İngilizce tercümesini de kamuoyuyla paylaşmıştır.

Yeşil Tahvil ve Yeşil Kira Sertifikası Nedir?

Rehber’e  göre yeşil borçlanma araçları, “ihracından elde edilecek fonların münhasıran elverişli yeşil proje tanımına uygun yeni ve/veya mevcut yeşil projelerin kısmen ya da tamamen finansmanı veya yeniden finansmanında kullanılacak olan borsada işlem gören veya görmeyen her türlü borçlanma araçlarını” ifade eder. Yeşil borçlanma araçlarının aşağıda değinileceği üzere dört temel bileşenden oluşması gerekir. Yeşil tahviller ise çevreye veya iklime pozitif fayda sağlayan projelerin finansmanı için kaynak yaratan tahvillerdendir[2] ve bunlar da yeşil borçlanma aracı kapsamındadır. Fakat Rehber bu kapsamla yetinmeyip bünyesindeki yeşil borçlanma araçlarını olabildiğince çeşitlendirmeye çalışmıştır. Örneğin  varlık ve ipotek teminatlı menkul kıymetler, varlığa ve ipoteğe dayalı menkul kıymetler ve projeye dayalı menkul kıymetler, gayrimenkul sertifikası ve mavi borçlanma araçları (Mavi Tahvil)[3] gibi sermaye piyasası araçları da, bu Rehberde belirtilen nitelikleri taşıması ve Rehber’de belirtilen yükümlülüklerin ihraççılar tarafından yerine getirilmesi şartıyla, yeşil temalı sermaye piyasası aracı olarak nitelendirilebilecektir. Dolayısıyla rehberin başlığında yer alan ve fakat daha sonra ismen tekrar bahsedilmeyen yeşil kira sertifikaları da kapsama dahildir. Detaylı olarak açıklamak gerekirse, kira sertifikaları, III-61.1 sayılı Kira Sertifikaları Tebliği’nde “varlık ve hakkın finansmanını sağlamak amacıyla varlık kiralama şirketi tarafından ihraç edilen ve sahiplerinin bu varlık veya haktan elde edilen gelirlerden payları oranında hak sahibi olmalarını sağlayan menkul kıymetler” olarak tanımlanmıştır. Bu doğrultuda yeşil kira sertifikaları ise, “Rehber’in dört temel bileşeni ile çerçevelenen, ihracından elde edilecek fonların münhasıran elverişli yeşil proje tanımına uygun yeni ve/veya mevcut yeşil projelerin kısmen ya da tamamen finansmanı veya yeniden finansmanında kullanılacak olan borsada işlem gören veya görmeyen her türlü kira sertifikalar” olarak tanımlanmaktadır. Son olarak, bazı yeşil projeler toplumsal eş faydalar da doğurabilmektedir, bu tür yeşil projelere dayalı sürdürülebilirlik temalı ihraçlar da bu Rehber kapsamında değerlendirilir.

Rehber Yeşil Tahviller İçin Nasıl Bir Uygulama Öngörüyor?

Yeşil tahvillerin diğer tahvillerden farkı, yeşil projeler için kullanılıyor olmasıdır. Yeşil projeler ise “Rehber’de belirtilen ve iklim değişikliği etkilerinin azaltılması, iklim değişikliğine uyum, doğal kaynakların korunması, biyoçeşitliliğin korunması ile kirliliğin önlemesi ve kontrolü gibi çevresel amaçlara katkı sağlayan projeler olarak” tanımlanmıştır. Rehberde belirtilen yeşil proje türleri, sınırlı sayıda olmamakla birlikte aşağıdaki gibi sayılmıştır:

  • Yenilenebilir enerji (üretim, iletim, cihazlar ve ürünler dâhil)
  • Enerji verimliliği (yeni ve yenilenmiş binalar, enerji depolama, merkezi ısıtma, akıllı şebekeler, cihazlar ve ürünler gibi)
  • Kirliliğin önlenmesi ve kontrolü (hava emisyonlarının azaltılması, sera gazı kontrolü, toprak iyileştirme, atık önleme, atık azaltma, atık geri dönüşümü ve enerji/emisyon verimli atıklardan enerjiye dönüşüm dahil)
  • Yaşayan doğal kaynaklar ve arazi kullanımının çevresel sürdürülebilir yönetimi (çevresel sürdürülebilir tarım, çevresel sürdürülebilir hayvancılık, biyolojik bitki koruma veya damla sulama gibi iklimsel akıllı çiftlik girdileri, çevresel sürdürülebilir balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliği, çevresel sürdürülebilir ormancılık, doğal peyzajların korunması veya restorasyonu dâhil)
  • Karasal ve su biyoçeşitliliğinin korunması (kıyı, deniz ve havza ortamlarının korunması dâhil)
  • Temiz ulaşım (elektrikli, hibrid, kamu, demiryolu, motorlu olmayan, çok türlü ulaşım, temiz enerji araçlarına yönelik altyapı ve zararlı emisyonun azaltılması gibi)
  • Sürdürülebilir su ve atık su yönetimi (temiz ve/veya içme suyu, atık su arıtımı, sürdürülebilir kentsel drenaj sistemleri ve nehir ıslahı ve diğer sel azaltma biçimleri için sürdürülebilir altyapı dâhil)
  • İklim değişikliğine uyum (iklim gözlemi ve erken uyarı sistemleri gibi bilgi destek sistemleri dâhil)
  • Eko-verimli ve/veya döngüsel ekonomiye uyarlanmış ürünler, üretim teknolojileri ve süreçleri (eko-etiket veya çevre sertifikası, kaynak verimli ambalajlama ve dağıtım ile çevresel bağlamda sürdürülebilir ürünler geliştirilmesi ve tanıtılması gibi)
  • Bölgesel, ulusal veya uluslararası kabul görmüş standartlar veya sertifikaların gerekliliklerini karşılayan yeşil binalar

Bir yeşil borçlanma aracı ihracının gerçekleşebilmesi için Rehber’de yerine getirilmesi gereken birtakım koşullar belirtilmiştir. Öncelikle, ihraççının çerçeve belgesinde[4] ihracın Rehber’de belirtilen esaslara uygun olarak gerçekleştirileceğini teyit etmesi gereklidir. Ayrıca, ihraçtan elde edilen fonların ya da bu tutara denk bir fonun çerçeve belgesinde belirtilen şekilde, münhasıran bu Rehber’in ilgili bölümünde belirtilen yeşil proje tanımına uygun yeni ve/veya mevcut yeşil projelerin kısmen ya da tamamen finansmanında ya da yeniden finansmanında kullanılması gerekliliği bir diğer koşuldur. Son olarak, yeşil borçlanma aracının Rehber ile uyumlu olduğunun dış değerlendirme hizmeti veren bir kuruluş tarafından onaylanması gerekmektedir. İhraççının ihraç edeceği borçlanma aracını “yeşil borçlanma aracı/ yeşil kira sertifikası” olarak adlandırması ancak bu şartların karşılanması durumunda mümkün hale gelecektir.

Ardından ihraççının yeşil projesine ilişkin bilgileri Yeşil Borçlanma Aracı Çerçeve Belgesi isimli bir belgede özetlemesi, metotlarını, standartlarını veya sertifikalarını da kamuya açıklaması gerekmektedir.

Rehber, detaylı bir şekilde yeşil borçlanma araçlarının temel bileşenlerini açıklamıştır. Bu bileşenler sırasıyla,

  • İhraçtan Elde Edilen Fonların Kullanımı,
  • Proje Değerlendirme ve Seçme Süreci,
  • İhraçtan Elde Edilen Fonların Yönetimi ve
  • Raporlama

olarak sayılmıştır.

Buna göre, ihraççıların yeşil borçlanma aracı çerçeve belgesi ile bu dört temel bileşen ile uyumlu olduğuna ilişkin dış değerlendirme görüşünü[5] ihraç belgesi veya izahname ile birlikte ilan etmesi gerekmektedir. Ayrıca yeşil borçlanma aracı çerçeve belgesi ile dış değerlendirme görüşünün, yeşil borçlanma araçlarına ilişkin diğer bilgi ve belgelerle birlikte ihraç belgesi veya izahname onay başvurusu sırasında SPK’ya iletilmesi gerekir. İhraççılar, ihraç sonrası yeşil borçlanma aracı ihracından elde edilen fonların dâhili izleme yöntemi ve proje kullanım yerlerine tahsisinin doğrulanmasına ilişkin dış değerlendirme görüşünü ise SPK’nın özel durumların kamuya açıklanmasına ilişkin düzenlemeleri çerçevesinde kamuya açıklamalıdır. Bu prosedür, yeşil ekonomide şeffaflığa verilen önemi vurgular niteliktedir.

Yeşil Ekonomiye Dahil Olmanın Önemine İlişkin Öngörüler

İlk Yeşil Tahvil ihracı 2007 yılında Avrupa Yatırım Bankası tarafından yapılmıştır ve bu tahvil ihracından elde edilen 600 milyon Euro'luk fonla yenilenebilir enerji projelerine finansal destek sağlanmıştır. Bu ilk ihraçtan sonra yeşil tahvil piyasasında bir dönem durgunluk yaşanmış, ancak 2013 ve sonrasında ciddi hareketlilikler gözlenmiştir. Özellikle Uluslararası Sermaye Piyasaları Birliği tarafından yayınlanan Yeşil Tahvil Prensipleri (Green Bond Principles - “GBP” ) ile 2017 yılında bir dönüm noktası yaşanmıştır. Bu prensipler 2021 yılının Haziran ayında güncellenmiştir ve SPK’nın Rehber’inde yayımlanan ve yukarıda bahsi geçen dört temel bileşenle paraleldir prensiplerdir. SPK, getirdiği düzenlemede şeffaflığı ve yatırımcılara doğru bilgi aktarımının sağlanmasını uluslararası regülasyonları dikkate alarak önceliklendirmiştir. Prensipler’in desteğiyle 2019 yılında gerçek bir sıçrama yapan yeşil tahvil piyasası, Haziran 2020 itibarıyla yaklaşık 860 milyar dolara ulaşmıştır. Bir diğer önemli gösterge ise toplam sürdürülebilir borçlanma piyasasının Ağustos 2020 itibarıyla 1,5 trilyon doları aşması olarak değerlendirilmektedir. Önümüzdeki dönemde de bu alandaki yatırımların hızla artarak devam edeceği tahmin edilmektedir. 2020’nin ilk 6 ayında gerçekleşen ihraçlara bakıltığında en çok dikkat çeken husus, önceki senelerde oldukça sınırlı hacimlerde gerçekleşen sosyal tahvil ihraçlarının büyük bir artış ile yeşil tahvil ihraçlarını yakalaması olduğu şeklindedir[6].

Küresel finansal hizmetler şirketi Morningstar tarafından yapılan bir araştırmaya[7] göre, sürdürülebilir fonların geleneksel fonlardan daha yüksek getiri sağladığı ortaya çıkmıştır. Morningstar, araştırma kapsamında 745 sürdürülebilir fonu 4.150 geleneksel fonla karşılaştırmış ve sürdürülebilir fonların Birleşik Krallık'ta ve başka yerlerde, tüm kategorilerde geleneksel fonlardan daha iyi performans gösterdiğini tespit edilmiştir. 10 yılı aşkın bir süredir büyük global şirketlere yatırılan sürdürülebilir bir fonun ortalama yıllık getirisi yılda %6,9 olurken geleneksel bir fonun yıllık getirisinin yalnızca %6,3 olması dikkat çekicidir.

2020 Davos Manifestosu’nda “Bir şirketin amacı, tüm paydaşlarını ortak ve sürdürülebilir değer yaratmaya dâhil etmektir.” sözünün geçmesi, dünyanın sürdürülebilir ekonomiye olan ihtiyacını vurgulamıştır.[8] Şirketlerin aynı değerler etrafında ortak bir geleceğe doğru ilerlemesi de bu ihtiyacın kaçınılmaz bir sonucu olarak vücut bulmuş görünmektedir.

Sonuç

Yeşil ekonomi çerçevesinde dünyada gerçekleşen gelişmeler ışığında, Türkiye’de yeşil piyasaların canlanması için yeşil borçlanma araçlarının bir “araç” olmasının ötesinde bir “sonuç” olduğunu ifade etmek gerekir. Zira bu sürdürülebilir bir kalkınmanın ve ekonominin sağlanması için gösterilmiş bir reflekstir. Bu araçların gelişmesi ve piyasalarının büyümesi iklim krizine önemli derecede katkı sağlayacaktır. Özellikle bu hususun SPK gibi düzenleyici ve denetleyici bir kurum tarafından regülasyonlarla denetime tabi tutulması; iklim kriziyle mücadelenin yanı sıra daha kapsayıcı, daha şeffaf, daha dürüst ve tutarlı bir ekominin gelişmesine, hatta kara para aklamanın önlenmesine katkı sağlayacaktır.

Kaynakça


[1] Rehbere buradan ulaşabilirsiniz: https://www.spk.gov.tr/Sayfa/Dosya/1350

[2] S. Y. Kandır ve S. Yakar , "YEŞİL TAHVİL PİYASALARI: TÜRKİYE’DE YEŞİL TAHVİL PİYASASININ GELİŞTİRİLEBİLMESİ İÇİN ÖNERİLER", Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, c. 26, sayı. 2, ss. 159-175, Eki. 2017.

[3] Rehber’de Mavi Borçlanma Araçları, “Deniz ve okyanus gibi su yaşam alanlarında olumlu çevresel, ekonomik ve iklimsel fayda sağlayan projelere kaynak bulmak amacıyla ihraç edilen borçlanma araçları” olarak tanımlanmıştır.

[4] Çerçeve belgenin nasıl olması gerektiğine ilişkin örnek belge Rehber’in Ek 1’inde gösterilmiştir.

[5] İhraççılar, yeşil borçlanma araçlarını ihraç etmeden veya ihraç ederken, söz konusu borçlanma aracının Rehberin dört temel bileşeniyle uyumlu olduğunu dış değerlendirme hizmeti veren bir kuruluşa onaylatır. Bu onay İkinci Taraf Görüşü, Doğrulama, Sertifikasyon veya Yeşil Borçlanma Aracı Puanlama/Derecelendirme gibi çeşitli türlerde olabilir.

[6] Yeşil Tahviller ve Sürdürülebilir Ekonomiye Geçiş https://www.garantibbva.com.tr/tr/blog/yesil-tahvil-ve-surdurulebilir-ekonomi.page

[8] Yeşil Tahviller ve Sürdürülebilir Ekonomiye Geçiş https://www.garantibbva.com.tr/tr/blog/yesil-tahvil-ve-surdurulebilir-ekonomi.page