Kurumsal Yönetim Kavramı ve Kurumsal Yönetim İlkeleri Işığında Bağımsız Yönetim Kurulu Üyeliği

Şirketler için sürdürülebilirlik, uzun yıllar boyunca değişen çalışanlara, yöneticilere ve zamanın tüm değişen koşullarına rağmen varlığını muhafaza edebilmek çetrefilli bir meseledir. Çoğu zaman şirketler, kötü yönetim sonucu ciddi zararlara uğrayabilmekte ve hatta iflas durumu ile karşı karşıya kalabilmektedir. Bilhassa halka açık anonim ortaklıkların kötü yönetiminin etkileri ise diğer ortaklıklara nazaran daha geniş çaplı olabilmektedir. Bu şirketlerin uğrayacakları zararlar sadece yönetimi ve hissedarları etkilemekle kalmamakta aynı zamanda müşteriler, tedarikçiler, çalışanlar, kredi sağlayanlar, devlet gibi başkaca menfaat gruplarını da mağdur edebilmektedir. Açıklanan sebeplerle, özellikle bu tür ortaklıkların iyi yönetilmesi daha büyük önem arz etmiş, iyi yönetimin sağlanması adına “Kurumsal Yönetim” kavramı ortaya çıkmıştır. “Bağımsız Yönetim Kurulu Üyeliği” de kurumsal yönetim kapsamında getirilmiş, “Güç yozlaştırır, mutlak güç mutlaka yozlaştırır[i]” düşüncesinden yola çıkarak adeta ortaklıkta bir güçler ayrılığı, denetim mekanizması tesis edilmeye çalışılmıştır. İşbu yazıda kurumsal yönetim kavramından bahsedilecek ve bağımsız yönetim kurulu üyeliği ele alınacaktır.

1. Kurumsal Yönetim

a. Tarihçe

Kurumsal yönetim kavramının uçsuz bucaksızlığı düşünüldüğünde konunun tarihsel gelişiminin kesin bir şekilde ele alınabilmesi pek mümkün gözükmemekle birlikte ortaya çıkışının en az 16.- 17.yüzyıla, hükümdarların izniyle kurulan Doğu Hindistan Şirketi, Levant Şirketi, Hudson’s Bay Şirketi gibi şirketlerin oluşumuna kadar gittiği söylenebilir. Ne var ki kurumsal yönetim kavramı 1970’lerde Amerika’da revaçta olmaya başlamış ve 25 sene içerisinde tüm dünyada akademisyenler, kanun koyucuları, yöneticiler ve yatırımcılar nezdinde bir tartışma konusu haline gelmiştir.[ii] 90’lı ve 2000’li yıllarda dünyada İngiltere ve ABD gibi pek çok ülkede büyük şirket skandallarına tanıklık edilmiştir. Nitekim 1990 yılında İngiltere’de meydana gelen Polly Peck skandalı sonucu İngiliz Kurumsal Yönetim Kodu’nun ilk temelleri atılmış ve İngiliz Şirketler Hukukunun reformuna gidilmiştir.

b. Kavram

Kurumsal yönetim kavramı, bir kurumda bulunan yönetim kurulu, yöneticiler, pay sahipleri ve diğer menfaat grupları arasındaki hak ve sorumlulukların dağıtımı ile ilgilenir. Kurumla ilgili konularda karar alırken uygulanacak kural ve prosedürleri detaylandırır.[iii]

Yönetim çerçevesini bir şirkette icra kurulu, yönetim kurulu ve pay sahipleri oluşturur. Şirket üst yönetimi ise icra kurulu ve yönetim kurulundan ibarettir. Bunun dışında şirketle ilişiği olan yatırımcılar, tedarikçiler, kredi sağlayanlar, müşteriler ve çalışanlar gibi kimseler ise diğer menfaat grupları olarak adlandırılır.[iv] İyi bir yönetimin şirketin ve pay sahiplerinin menfaatlerini korurken aynı zamanda yukarıda açıklanan diğer menfaat gruplarının çıkarlarını da gözetmesi gerekmektedir. Ayrıyeten şirket üst düzey yönetiminin kendi menfaatlerini şirketin menfaatinin önüne koyması veyahut böyle bir amaç gütmeksizin şirketi kötü yönetmesi şirketi zarara uğratacaktır. Dolayısıyla tüm menfaat gruplarının çıkarlarının gözetilmesi ve istenmeyen zararların önlenmesi esasen şirket üst yönetiminin yapısı ve işleyişiyle ilgilidir.  Bu sebeple de kurumsal yönetim kavramı esasen şirket üst yönetimi ile ilgilenir. Kurumsal yönetim, üst yönetimin belirli kurallar ve ilkeler doğrultusunda regüle edilerek şirketin tüm menfaat gruplarının korunmasıdır.[v]

Kurumsal yönetim şirketteki denetim ve yönetim fonksiyonlarını birbirinden ayırarak iyi bir yönetim biçimi sağlamayı hedefler. Demokrasilerin olmazsa olmazı “kuvvetler ayrılığı” ilkesi kurumsal yönetim çerçevesinde de “güçler ayrılığı” olarak yer bulur. Kurumsal yönetim ile üst yönetim, yönetim kurulu ve pay sahipleri arasında çeşitli kurallar ile şeffaflık, hesap verebilirlik, sorumluluk ve adil yönetim ilkeleri ışığında bir güç dengesi oluşturulması hedeflenir. [vi] Zira nasıl ki gücün tek bir elde toplandığı devletlerde yozlaşma kaçınılmaz ise gücün tek elde toplandığı şirketlerde de iflas sonucu kuvvetle muhtemeldir. İşbu güçler ayrılığı hususu İngiltere’nin Cadbury Raporu’nun “En iyi Uygulama Kodu” bölümünün yönetim kuruluna ilişkin kısmında şu şekilde ele alınmıştır: “Yönetim kurulunun düzenli olarak toplanması, şirket üzerinde tam ve etkili bir kontrole sahip olması ve yöneticileri denetlemesi gerekir. Şirketin başındaki kişilerin görev ve sorumluluklarının açık bir şekilde birbirinden ayrılması şarttır. Bu şekilde kimsenin tek başına karar alma otoritesinin olmadığı bir güç ve otorite dengesi sağlanır.[vii]

2. Kurumsal Yönetimin Türk Hukukundaki Yeri

a. Türk Ticaret Kanunu

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) Kurumsal Yönetim İlkeleri başlığını taşıyan 1529. Maddesi şu şekildedir: “Halka açık anonim şirketlerde kurumsal yönetim ilkeleri, yönetim kurulunun buna ilişkin açıklamasının esasları ve şirketlerin bu yönden derecelendirme kural ve sonuçları Sermaye Piyasası Kurulu tarafından belirlenir.” Bu maddeden anlaşıldığı üzere TTK kurumsal yönetim konusuna ilişkin bir düzenlemede bulunmamakta, bu husustaki düzenlemelere ilişkin olarak Sermaye Piyasası Kurulu’na (“Kurul”) atıf yapmaktadır. Kurul, halka açık anonim şirketlerine yönelik kurumsal yönetim kurallarını belirlemede yetkili kılınmıştır.

Bunun yanı sıra TTK 360.maddesinin 1.fıkrasının son cümlesinde “Bağımsız yönetim kurulu üyelerine ilişkin düzenlemeler saklıdır.” denilerek kurumsal yönetimin bir yansıması olan bağımsız yönetim kurulu üyeliği kanunen temellendirilmiştir.

b. Sermaye Piyasası Kanunu

TTK tarafından yapılan atıf ışığında 6362 sayılı Sermaye Piyasaları Kanunu 17.maddesinde halka açık ortaklıkların kurumsal yönetimi çerçevesinde Kurul yetkilendirilmiştir. Buna göre Kurul, bağımsız yönetim kurulu üyeliğine ilişkin usul ve esasları ve kurumsal yönetim ilkeleri ile kurumsal yönetim uyum raporlarının içeriğini, yayımını ve ortaklıkların kurumsal yönetim ilkelerine uyumunun nasıl derecelendirileceğine ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisine sahiptir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında Kurul’un payları borsada işlem gören halka açık anonim ortaklıkların kurumsal yönetim ilkelerine-ilkelerin bir kısmına ya da tamamına- uyumunu zorunlu kılabileceği hüküm altına alınmıştır. Kurul’un her türlü halka açık anonim ortaklıklara ilişkin kurumsal yönetim ilkeleri belirleme yetkisi olmasına rağmen bu ilkelere uyumu zorunlu kılabilmesinin yalnızca payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar açısından mümkün olduğunun altı çizilmelidir.

c. Kurumsal Yönetim Tebliği

Kurul kurumsal yönetime ilişkin olarak 17.1 sayılı Kurumsal Yönetim Tebliği’ni (“Tebliğ”) çıkarmıştır. Tebliğin esasen halka açık anonim ortaklıklara ilişkin olup bir kısım hükümleri bazı ortaklıkları kapsamamaktadır. Tebliğin 1.maddesinin 2.fıkrasında kurumsal yönetim ilkelerine ilişkin İkinci Bölümde yer alan hükümlere tabi olmayacak ortaklıklar sıralanmıştır; örneğin payları borsada işlem görmeyen halka açık ortaklıklar da istisna kapsamında tutulmuştur.

İkinci bölümün 5.maddesinin 1.fıkrasında uyulması zorunlu olan ilkeler sayılmıştır. Buna göre tebliğde yer alan 97 adet ilkeden yalnızca 24 tanesi hakkında uyum zorunluluğu bulunmaktadır.

d. Kurumsal Yönetim İlkeleri

Tebliğ’in ekinde ise Kurumsal Yönetim İlkeleri (“KYİ”) yer almaktadır. Yukarıda bahsedildiği üzere 24 ilke nezdinde bir uyum zorunluluğu bulunmakta olup bu 24 ilkeden 20’si yönetim kuruluna ilişkin düzenlemeler getirmektedir. Buradan anlaşıldığı üzere Türk Hukukunda da kurumsal yönetim, esasen yönetim kurulu ile ilgilenmektedir.

Tebliğ’in 4.maddesi “Yönetim Kurulu” başlığını taşımaktadır. Bu başlık altında yönetim kurulunun işlevine, faaliyet esaslarına, yapısına, toplantı şekline ve bünyesinde oluşturulan komitelere ilişkin düzenlemeler bulunmaktadır. Yönetim kurulunun yapısı başlıklı 4.3 maddesinde yönetim kurulunun en az beş üyeden oluşacağı belirtilmiş üstüne icrada görevli olan ve olmayan üye ayrımına gidilmiştir. Yönetim kurulu üyelerinin çoğunluğunun icrada görevli olmayan üyelerden oluşması gerektiğinin altı çizilmiştir. Buna göre icrada görevli olmayan yönetim kurulu üyesi şirketin günlük iş akışına ve olağan faaliyetlerine müdahil olmayan kişidir. Şirketteki tek idari görevi yönetim kurulu üyeliği yapmak olmalıdır. 4.3.3. fıkrası ise “İcrada görevli olmayan yönetim kurulu üyeleri içerisinde, görevlerini hiçbir etki altında kalmaksızın yapabilme niteliğine sahip bağımsız üyeler bulunur.” hükmünü haizdir.

3. Bağımsız Yönetim Kurulu Üyeliği

TTK madde 360 ile bağımsız yönetim kurulu üyeliğinin hukuki dayanağını temellendirilmiş, Kurul’a yapılan atıf ile çıkarılan Kurumsal Yönetim Tebliği ve eki niteliğindeki Kurumsal Yönetim İlkeleri’nde detaylıca düzenlenmiştir.

a. Genel olarak

Bağımsız yönetim kurulu üyeliği ile hedeflenen ortaklık yönetimini şeffaf ve tarafsız bir şekilde yapılandırarak ortaklık pay sahiplerinin ve diğer menfaat gruplarının çıkarlarını korumaktır. Nitekim üyelerin görevlerini hiçbir etki altında kalmaksızın yapabilme niteliğine sahip kimselerden oluşacağını belirten düzenleme tarafsızlığı temin etmeye çalışır niteliktedir. Bağımsız üye sayısının yönetim kurulunun üye sayısının üçte birinden az olmayacağı ve halükarda iki üyeden az olamayacağı 4.3.4 fıkrasında hüküm altına alınarak bağımsız üyelerin yeri de sağlamlaştırılmıştır.

b. Kapsamı

Bağımsız yönetim kurulu üyeliğine ilişkin hükümlerin kapsamına girmeyen ortaklıklar Tebliğ’in 1.maddesinde belirtilmiştir. Buna göre:

  • Payları borsada işlem görmeyen halka açık anonim ortaklıklar
  • Payları Ulusal Pazar, İkinci Ulusal Pazar veya Kurumsal Ürünler Pazarı dışındaki Pazar piyasa ve platformlarda işlem gören ortaklıklar
  • Paylarının ilk defa halka arz edilmesi ve/veya borsada işlem görmeye başlaması için Kurula başvuran/başvurulan ortaklıklardan; payları Ulusal Pazar, İkinci Ulusal Pazar veya Kurumsal Ürünler Pazarı dışındaki diğer pazar, piyasa veya platformlarında işlem görecek ortaklıklar
  • 7/8/1989 tarihli ve 89/14391 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karara göre dışarıda yerleşik sayılan ortaklıklar

hakkında Tebliğ’in Kurumsal Yönetim İlkelerine ilişkin bölümü ve dolayısıyla bağımsız yönetim kurulu üyeliğine ilişkin hükümler uygulanmayacaktır. Özetle payları borsada işlem gören halka açık ortaklıklar ile ulusal pazar, ikinci ulusal pazar ve kurumsal ürünler pazarında işlem gören halka açık ortaklıklar KYİ ve ilgili bağımsız yönetim kurulu üyeliği hükümleri kapsamındadır. [viii]

c. Üyeliğin Şartları

Bağımsız yönetim kurulu üyeliğine seçilebilmek için adayların sağlaması gereken “bağımsızlık” özelliğine ilişkin birtakım kriterler mevcuttur. Bağımsız üye adayının taşıması gereken tüm şartlar KYİ madde 4.3.6’da sıralanmıştır:

  • Şirket, şirketin yönetim kontrolü ya da önemli derecede1 etki sahibi olduğu ortaklıklar ile şirketin yönetim kontrolünü elinde bulunduran veya şirkette önemli derecede etki sahibi olan ortaklar ve bu ortakların yönetim kontrolüne sahip olduğu tüzel kişiler ile kendisi, eşi ve ikinci dereceye kadar kan ve sıhri hısımları arasında; son beş yıl içinde önemli görev ve sorumluluklar üstlenecek yönetici pozisyonunda istihdam ilişkisinin bulunmaması, sermaye veya oy haklarının veya imtiyazlı payların %5 inden fazlasına birlikte veya tek başına sahip olunmaması ya da önemli nitelikte ticari ilişkinin2 kurulmamış olması.
  • Son beş yıl içerisinde, başta şirketin denetimi (vergi denetimi, kanuni denetim, iç denetim de dahil), derecelendirilmesi ve danışmanlığı olmak üzere, yapılan anlaşmalar çerçevesinde şirketin önemli ölçüde hizmet veya ürün satın aldığı veya sattığı şirketlerde, hizmet veya ürün satın alındığı veya satıldığı dönemlerde, ortak (%5 ve üzeri), önemli görev ve sorumluluklar üstlenecek yönetici pozisyonunda çalışan veya yönetim kurulu üyesi olmaması.
  • Bağımsız yönetim kurulu üyesi olması sebebiyle üstleneceği görevleri gereği gibi yerine getirecek mesleki eğitim, bilgi ve tecrübeye sahip olması.
  • Bağlı oldukları mevzuata uygun olması şartıyla, üniversite öğretim üyeliği hariç, üye olarak seçildikten sonra kamu kurum ve kuruluşlarında tam zamanlı çalışmıyor olması.
  • 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu (G.V.K.)’na göre Türkiye’de yerleşmiş sayılması.
  • Şirket faaliyetlerine olumlu katkılarda bulunabilecek, şirket ile pay sahipleri arasındaki çıkar çatışmalarında tarafsızlığını koruyabilecek, menfaat sahiplerinin haklarını dikkate alarak özgürce karar verebilecek güçlü etik standartlara, mesleki itibara ve tecrübeye sahip olması.
  • Şirket faaliyetlerinin işleyişini takip edebilecek ve üstlendiği görevlerin gereklerini tam olarak yerine getirebilecek ölçüde şirket işlerine zaman ayırabiliyor olması.
  • Şirketin yönetim kurulunda son on yıl içerisinde altı yıldan fazla yönetim kurulu üyeliği yapmamış olması.
  • Aynı kişinin, şirketin veya şirketin yönetim kontrolünü elinde bulunduran ortakların yönetim kontrolüne sahip olduğu şirketlerin üçten fazlasında ve toplamda borsada işlem gören şirketlerin beşten fazlasında bağımsız yönetim kurulu üyesi olarak görev almıyor olması.
  • Yönetim kurulu üyesi olarak seçilen tüzel kişi adına tescil ve ilan edilmemiş olması.

Bu madde ile bağımsız üyenin haiz olması gereken kriterler çok net bir şekilde ortaya konmuştur. Bağımsız üye adayı, yukarıda anılan kriterlerin hepsine kümülatif olarak sahip olmalıdır. Bir kriterin bile sağlanmaması adayın bağımsız üye seçilmesine engel teşkil edecek olup bu husus Kurul tarafından da r’esen gözetilecektir.

Bazı kriterler objektif olarak tespit edilebilirken bazı kriterler ise sübjektif bir ile tespit edilecektir. Örneğin vi bendinde düzenlenen bağımsız üyenin güçlü etik standartlara, mesleki itibara ve tecrübeye sahip olması kriteri sübjektif bir kriter olarak nitelendirilebilir.

d. Belirlenmesi

Bağımsız yönetim kurulu üyelerinin seçiminde aday gösterme komitesi, yönetim kurulu, genel kurul ve Kurul rol oynar. Aday gösterme komitesi yönetimden ve yatırımcılardan gelen aday tekliflerini adayın yukarıda sıralanan kriterlere taşıyıp taşımadığına bakarak değerlendirir ve buna ilişkin bir rapor hazırlar. Hazırlanan bu rapor yönetim kurulunun onayına sunulur. Ayrıyeten bu süreçte aday gösterilen kimse de bu kriterleri taşıdığına ve bağımsız olarak nitelendirilebileceğine ilişkin yazılı bir beyanda bulunup bu beyanı aday gösterme komitesine sunar. Ardından yönetim kurulu kendisine sunulan rapor çerçevesinde bağımsız üye aday listesini hazırlar ve bu listeyi rapor ve yönetim kurulu kararı ile birlikte Kurul’un onayına sunar. Kurul’un yapacağı değerlendirme sonucu kriterleri sağlamadığını düşündüğü ve onay vermediği bir aday bağımsız yönetim kurulu üyesi seçilemeyecektir. Şirket bağımsız yönetim kurulu aday listesini ve şayet var ise Kurul’un olumsuz görüş bildirdiği adayları Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (“KAP”) yayınlar. Kurul’un otuz gün içerisinde olumsuz görüş bildirmemesi halinde liste genel kurula iletilerek karar alınır; karar şirketin internet sitesinde karşı oy ve gerekçeleriyle birlikte yayınlanır.  Bağımsız yönetim kurulu üyesinin seçim sürecinde yukarıda anılan birtakım hususların KAP’ ta yayınlanması, internette yayınlanması gibi eylemler kurumsal yönetim ilkelerinden şeffaflığın sağlanmasına hizmet eder niteliktedir.

Yukarıda açıklanan üyenin seçim ile belirlenmesi halidir. Bir de istisnai olarak bağımsız yönetim kurulu üyelerinin atanması durumuna rastlanabilmektedir. Sermaye Piyasası Kanunu 17/2 Tebliğ’in 7/1 hükümleri çerçevesinde uyulması zorunlu kurumsal yönetim ilkelerine uyulmaması halinde Kurul, yönetim kurulunun toplanabilmesi ve karar alabilmesi için gerekli sayıda bağımsız yönetim kurulu üyesini r’esen atayabilmektedir.

e. Etkinliği

Bağımsız yönetim kurulu üyeleri şirketin önemli konularda karar alma noktasında oldukça önemli bir konuma sahiptir; veto hakları bulunmaktadır. Bu düzenleme ile bu bağımsız, tarafsız üyelerin denetim fonksiyonlarını yerine getirebilmeleri, şirket aleyhine sonuç doğurabilecek kararların örneğin şahsi çıkarlar göz önünde tutularak alınan kararların önüne geçilmesi hedeflenmiştir.

Bağımsız yönetim kurulu üyesi, olumsuz oy kullandığı işlemlerde gerekçesini KAP’ta açıklayacaktır. Bu sayede bu husus şirketteki tüm menfaat grupları tarafından bilinecek yine şeffaflık ilkesi yerine getirilmiş olacaktır.

Niteliği itibariyle riskli görülen bazı konulara karar alınması için bağımsız yönetim kurulu üyelerinin çoğunluğunun onayı şart koşulmuştur. Bunlar Sermaye Piyasası Kanunu 17/3 ve Tebliğ 9/3’te düzenlenen ilişkili taraflarla gerçekleştirilecek işlemler ve Tebliğ’in 12.maddesinde düzenlenen üçüncü kişi lehine verilecek teminat, rehin, ipotek ve kefalete ilişkin işlemlerdir. Bunun yanı sıra KYİ 1.3.9. maddesinde düzenlendiği üzere şirketin varlık ve hizmet benzeri işlemleri ile yükümlülük transferi işlemlerinde işlem tutarının belirli bir meblağı alması durumunda da yönetim kurulu icrası için bağımsız yönetim kurulu üyelerinin çoğunluğunun onayı aranmaktadır. Açıklanan bu hallerde bağımsız yönetim kurulu üyelerine veto hakkı tanınmıştır. Bağımsız üyelerin anılan konularda veto haklarını kullanması sebebiyle yönetim kurulu tarafından alınamayan karar genel kurul onayına sunulacaktır.

Bunun yanı sıra bağımsız üyelerin çoğunluğunun onayının aranmadığı hallerde dahi çoğunluğunun olumsuz oy kullanması halinde bu durumun gerekçesiyle birlikte KAP’ta açıklanması zorunlu tutulmuştur. Tebliğ’in 10.maddesinde düzenlenen yaygın ve süreklilik arz eden işlemler bu duruma bir örnektir. Mevzuatta yer alan KAP’ta açıklanmaya ilişkin tüm bu anılan düzenlemeler kamunun bilgi alma hakkını tesis etmekte ve şeffaflık ilkesini yerine getirmektedir.

Veto haklarının yanı sıra bağımsız yönetim kurulu üyeleri şirket bünyesinde bulunan komiteler noktasında da aktif rol oynarlar. Yönetim kurulu bünyesinde oluşturulan komiteler KYİ’nin 4.5 maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre sağlıklı bir şekilde görev ve sorumluluklarını icra edebilir bir yönetim kurulunun bünyesinde “Denetimden Sorumlu Komite”, “Riskin Erken Saptanması Komitesi”, “Kurumsal Yönetim Komitesi”, “Aday Gösterme Komitesi, Ücret Komitesi” bulunacaktır. Bankalar denetimden sorumlu komite, riskin erken saptanması komitesi ve ücret komitesinden muaf tutulmuştur. Bağımsız yönetim kurulu üyeliğinin komiteler açısından önemli komitelerin başkanlarının bağımsız üyelerden seçilecek olmasındadır. Ayrıyeten denetimden sorumlu komitenin tüm üyeleri bağımsız üye olmak zorunda tutulmuştur. Bu düzenleme bağımsız yönetim kurulu üyelerinin denetleme fonksiyonunu vurgular niteliktedir.

Bağımsız yönetim kurulu üyeliğine ilişkin bir diğer zorunlu ilke ise KYİ’nin 4.6.3. maddesinde yer almaktadır. Buna göre bağımsız yönetim kurulu üyelerinin ücretlendirmesinde kâr payı, pay opsiyonları veya şirketin performansına dayalı ödeme planları kullanılamaz. Ücretlendirmenin bağımsız yönetim kurulu üyesinin ücret baskısı altında kalması önlenecek şekilde, bağımsızlığını koruyacak bir düzeyde yapılması gerekmektedir. TTK madde 408 uyarınca yönetim kurulu üyelerinin ücretlerini genel kurul belirleyeceğinden bu noktada bu değerlendirmeyi bağımsızlık unsuruna halel getirmeyecek şekilde yapmak genel kurulun görevidir. Örnek vererek somutlaştırmak gerekirse Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği tarafından 2016 yılında gerçekleştirilen araştırmada Türkiye’de en yüksek brüt bağımsız yönetim kurulu üyesi kazancı 1 milyon 36 bin 750 TL olarak belirlenirken en düşük kazanç ise 6 bin TL/yıl olarak saptanmıştır.[ix]

f. Sorumlulukları

Bağımsız yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna dair Sermaye Piyasası Kanununda, Tebliğ’de veya KYİ’ de özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle genel anlamda yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin hükümler bağımsız yönetim kurulu üyeleri açısından da uygulama alanı bulacaktır.

i. Hukuki Sorumluluk

Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu noktasında kusur sorumluluğu esastır. TTK’nın 553. Maddesi uyarınca kanundan veya sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurları ile ihlal eden yönetim kurulu üyeleri verdikleri zarardan sorumlu olacaktır.

TTK’ nın 369.maddesinde ise yönetim kurulu üyelerinin özen ve bağlılık yükümlülüğü düzenlenmiştir: “Yönetim kurulu üyeleri görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadır.” Bağımsız yönetim kurulu üyeleri de esasen yönetim kurulu üyesi oldukları için TTK 369’da düzenlenen yükümlülük kapsamında olmakla nitelikleri itibariyle icrada görevli olmayan üyeler oldukları için bilhassa özen yükümlülüğü noktasında bir farklılık gözetilmesi gerekmektedir. İcrada görevli olmayan üyeler, icrada görevli üyelerin aksine şirketin günlük işlerinde, operasyonel faaliyetlerinde aktif rol oynamamaktadır. Bu bağlamda şirketin zararına sebep olan eylemin operasyonel niteliği ön planda ise icrada görevli üyelerin sorumluluğu daha üst seviyede olacaktır.[x] Yönetim kurulu üyelerinin bağlılık yükümlülüğü açısından ise icracı olan/olmayan üyeler bakımından bir farklılaşmadan söz edilemeyecektir. Şirket ile çıkar çatışması sayılabilecek eylemlerden kaçınma, şirket çıkarlarını kişisel çıkarlardan üstün tutma bağımsız yönetim kurulu üyelerinden de diğer icracı olmayan ve icracı olan yönetim kurulu üyelerinden de beklenecek bir bağlılık yükümlülüğüdür. [xi]

Bağımsız yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumlulukları esas olarak Tebliğ ve KYİ’ de kendilerine getirilen yükümlülükler noktasında yoğunlaşmaktadır. Örnek vermek gerekirse şirketin menfaatine aykırı bir işleme ilişkin olumsuz oy kullanması gerekirken kullanmazsa veya olumsuz oy kullanmasına rağmen bunun gerekçesini gerektiği gibi KAP’ ta açıklamazsa bağımsız yönetim kurulu üyesinin özen yükümlülüğünü ihlalinden söz edilebilir.

Belirtmek gerekir ki yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun yaptırımı tazminattır.[xii]

ii. Cezai Sorumluluk

Yine, henüz mevzuatta bağımsız yönetim kurulu üyelerinin cezai sorumluluğuna ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığından yönetim kurulu üyelerine ilişkin hükümlere gidilecektir. Yönetim kurulu üyelerinin cezai sorumluluğuna ilişkin TTK, Sermaye Piyasası Kanunu ve bankacılık mevzuatında çeşitli hükümler bulunmaktadır. Yukarıda hukuki sorumluluk nezdinde bahsedildiği üzere cezai sorumluluk bakımından da icrada görevli olan yönetim kurulu üyeleri ve olmayan bağımsız yönetim kurulu üyeleri arasında bir fark gözetilmelidir. Nitekim suç teşkil eden bir eylemde icrada görevli olmayan bağımsız yönetim kurulu üyelerinin eylem bakımından bir kastının olamayacağı aşikardır.[xiii]

TTK 562.maddesinde cezai sorumluluk kapsamında suçlar düzenlenmiştir. Bağımsız yönetim kurulu üyesinin operasyonel faaliyette bulunmayan görevi niteliği faili olması mümkün olmayan birtakım suçlar mevcuttur. Örnek vermek gerekirse TTK 1524.maddede öngörülen ve TTK 562/12 maddesinde cezai yaptırımı düzenlenen, bir operasyonel faaliyet niteliğindeki şirkete ait web sitesi kurma yükümlülüğü bakımından bağımsız yönetim kurulu üyesinin bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu nitelikteki suçlar bakımından bağımsız yönetim kurulu üyesinin cezai sorumluluğu ancak kast mevcut ise ve suça konu eylemde aktif bir rol alındı ise gündeme gelebilecektir. Öte yandan örneğin TTK 527.maddesinde düzenlenen sır saklama yükümlülüğüne aykırı hareket eden bir bağımsız yönetim kurulu üyesi TTK 562/7 ve Türk Ceza Kanunu madde 239 hükümleri uyarınca suçun faili olabilecek ve cezai sorumluluğu gündeme gelebilecektir.

4. Sonuç

Yakın geçmişte dünyanın çeşitli ülkelerinin büyük şirketlerinde meydana gelen skandallar ve beraberinde getirdikleri geniş çaplı ekonomik sıkıntılar sonucunda şirketlerin daha iyi yönetilmesi ihtiyacı doğmuştur. Bu ihtiyaç doğrultusunda pek çok ülkede kurumsal yönetime ilişkin çeşitli hukuki düzenlemeler yapılmıştır. Türkiye’de de kurumsal yönetim hukuki dayanağını 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda bulmuştur. Ticaret Kanunu bu noktada Sermaye Piyasası Kurulu’nu yetkilendirmiş ve bu doğrultuda ayrıntılı düzenlemelere Kurul tarafından çıkarılan Kurumsal Yönetim Tebliği ve eki niteliğindeki Kurumsal Yönetim İlkelerinde rastlanmıştır. İşbu tebliğ halka açık anonim ortaklıklara ilişkin olup ortaklıklardan bazıları Tebliğ’in bazı bölümlerine uyum zorunluluğundan muaf tutulmuştur.

Tebliğ ve ekinde getirilen, uyulması zorunlu ilkelerin çoğunluğu yönetim kurulu üyeliğine ve dolayısıyla bağımsız yönetim kurulu üyeliğine ilişkindir. Bu husus bağımsız yönetim kurulu üyeliğinin kurumsal yönetim kavramı nezdinde ne denli önemli bir yere sahip olduğunu gözler önüne serer niteliktedir. Bağımsız yönetim kurulu üyeliği, kurumsal yönetim ilkeleri kapsamında yönetim kurulunun faaliyetlerini adil, şeffaf, sorumlu ve hesap verebilir bir şekilde yürütmesine hizmet etmektedir. Bağımsız niteliği haiz, ücret baskısı altında olmayan, icrada görevli olmayan kimselerden oluşan bağımsız yönetim kurulu üyeleri denetim ve önemli karar alma süreçlerinde veto hakkı gibi haklarla donatılmış, şirketi zarara sokacak aksiyonların alınmasını önlemekle görevlendirilmiştir. Bağımsız ve tarafsız karakteri gereği şirketin yalnız pay sahibinin değil tüm menfaat gruplarının çıkarlarını gözetmesi hedeflenmiştir. Bağımsız yönetim kurulu üyeliği ile şirket, yönetim kurulu üyelerinin, pay sahiplerinin kendi çıkarlarını şirketin çıkarlarından öne koymasından ve şirketi zarara uğratmasından korunmaya çalışılmıştır.


[i] “Power tends to corrupt, absolute power corrupts absolutely”, Sir John Dalberg-Acton

[ii] Cheffins, Brian R., (2011) The History of Corporate Governance, https://ssrn.com/abstract=1975404

[iii] Hebble, A. and Ramaswamy.,(2005) Corporate Governance And Firm Characteristics (The Sarbanes-Oxley Act Of 2002) https://doi.org/10.19030/jber.v3i5.2773.

[iv] Ali Paslı., (2004) Anonim Ortaklık Kurumsal Yönetimi

[v] Ünal, Ahmet Cemil., (2015), Kurumsal Yönetimin Teorisi, İlkeleri ve Uygulamaya Yansıması.

[vi] Pulaşlı, Hasan., (2003) Anonim Şirket Yönetiminde Yeni Model: Corporate Governance

[vii] Cadbury Raporu

[viii] Bosnalı, Okutan,Bekar., (2016)  Türk Hukukunda Bağımsız Yönetim Kurulu Üyeliği

[ix]http://www.tkyd.org/files/downloads/basin_odasi/basin_bultenleri/TKYD_BYKU_Ucret_Arastirmasi_Zirve_2016_bb.pdf

[x] Odman Boztosun, Ayşe., (2013) Hukuksal Açıdan Bağımsız Yönetim Kurulu Üyeliği

[xi] Odman Boztosun, Ayşe., a.g.e., sf. 159

[xii] Poroy, Tekinalp Çamoğlu., (2014) Ortaklıklar Hukuku

[xiii] http://www.azinlikgorusu.net/halka-acik-anonim-ortakliklarda-bagimsiz-yonetim-kurulu-uyeligi/