Türkiye’de Girişimcilik: Startup Hukuku ve Girişimcilere Yönelik Teşvik ve Destekler

Girişimcilik Hukuku olarak da adlandırılan Startup Hukuku, özellikle son yıllarda sıkça rastladığımız ve hızlı bir şekilde gelişmekte olan, yenilikçi bir iş modeli olarak karşımıza çıkmaktadır. Startup modeli ilk olarak Amerika’da Silikon Vadisi’nde ortaya çıkmış ve sonrasında tüm dünyaya yayılmıştır. Dünya genelinde teknolojide yaşanan gelişim ve değişimler de girişimcilik ekosisteminin yaygınlaşmasına bir hayli katkı sağlamıştır. Türkiye’de de gelişmekte olan girişimcilik ekosistemi içerisinde Startup’ların önemli bir yeri bulunmaktadır. Küresel Startup ekosistem araştırmaları merkezi Startup Blink tarafından yayımlanan "Küresel Startup Ekosistemi Endeksi 2021" raporuna göre; Türkiye, en iyi Startup ekosistemine sahip 100 ülke arasında 44'üncü olmuştur.[1] Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi’nin verilerine göre ise 2020 yılında 179 Startup melek yatırımcılar ve risk sermayedarlarından toplam 137 milyon dolarlık yatırım alırken 2021 yılının ilk çeyreğinde 61 Türk Startup, 509 milyon dolar yatırım almıştır.

Henüz Türkçe bir karşılığı bulunmayan Startup kavramı, her ne kadar tamamıyla aynı konsept olmasa da, “girişim” veya “yeni girişim” olarak adlandırılmaktadır. Yeknesak bir tanımı bulunmamakla birlikte, Startup; hızlı büyümeyi amaçlayan ve bu amaca uygun teknolojiyi sunan ve kullanan, geniş kitlelere hitap eden ve sunduğu hizmeti müşteriye ulaştıran, ihtiyaç gideren, sürekliliğe sahip, gelişmeye ve geliştirmeye uygun proje ve girişimlerdir. Bu kapsamda Startup, büyüme endeksli, kısa bir zaman içerisinde küçük kitleden büyük kitleye ulaşma amacı olan ve müşteri odaklı olan organizasyon anlamına gelmektedir. Startup tanımını ilk olarak ortaya koyan, girişimci ve işletme profesörü Steve Blank ise Startup’ı, “tekrarlanabilir ve ölçeklenebilir bir iş modeli aramak için tasarlanmış geçici bir organizasyon” olarak ifade etmektedir.[2]

Startup Hukuku’nun henüz ayrıca bir mevzuatı olmamakla birlikte bünyesinde Ticaret Hukuku, Borçlar Hukuku, Fikri Mülkiyet Hukuku, İş Hukuku ve Vergi Hukuku gibi genel hukuk alanlarını barındırmaktadır. Bu genel hukuki düzenlemelerin yanı sıra, Startup’lar özellikle faaliyetleri kapsamında Kişisel Verilerin Korunması Hukuku, Bankacılık ve Finans Hukuku, Sermaye Piyasaları Hukuku, Yatırım Hukuku, Rekabet Hukuku, Bilişim Hukuku, Tüketici Hukuku gibi özel düzenlemelerin ve içerisinde denetleyici otoritelerin olduğu hukuki alanlar bakımından da değerlendirilmelidir. Startup’lar ile birlikte son yıllarda E-Ticaret Hukuku, E-Spor Hukuku, Blokzincir (Blockchain) Hukuku ve Yapay Zekâ Hukuku gibi yeni hukuk dalları ayrıca gündeme gelmiştir. Bütün bu genel ve özel hukuki düzenlemeler ışığında, Startup’ların girişim öncesi resmi çalışma ve başvuruları, gerekli hukuki korumaların yapılması ve girişimin başlaması sonrasında projenin ayrıca koruma altına alınması, proje faaliyetlerinin hukuka uygun gerçekleştirilmesi gibi süreçler büyük önem arz etmektedir.

Startup’ın Hukuki Aşamaları

Startup’ın başlangıç aşamasından itibaren neredeyse tüm aşamalarında hukuki süreçlerle karşılaşılabilmektedir. Sonrasında yasal risklerle ve uyuşmazlıklarla karşılaşılmaması adına hukuki süreçlerin çok iyi yönetilmesi ve uygun hukuki danışmanlığın alınması önemlidir. Girişimcinin ticaret ve diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunma yasağına tabi kişilerden olmaması, girişime konu ürün ya da faaliyetin yasal düzene uygun olması ve yeni girişimin hiçbir şekilde üçüncü kişilerin ticaret unvanına, işletme adına, alan adlarına, fikri ve sınai vb. haklarına aykırılık teşkil etmemesi gibi hususlarda detaylı araştırma yapılmalıdır. Ayrıca yeni girişime konu hizmet veya faaliyetler için idari bir otoriteden izin, onay veya yetkilendirme gerekip gerekmediği; faaliyetlere başlamadan önce mutlaka değerlendirilmelidir. Bununla birlikte, Startup’ın her aşamasının sağlam bir yasal zeminde geliştirilmesi ve devamında Startup’ın korunması için hukuka ve yasal mevzuata uygun hareket edilmelidir. Eğer yeni girişimin hedefi uluslararası alanda faaliyet göstermekse, bu gibi durumlarda ulusal mevzuata tabi ürün veya faaliyetin yasallığının yanı sıra yer alacağı diğer ülkelerdeki ilgili yasalara uygunluğunun da tespiti gerekecektir. Bu gerekliliklerin yerine getirilmesi Startup projelerinin amaçlarından biri olan gelecekteki yatırımcı arayışı ve ortaklık ilişkileri kapsamında da büyük bir yer tutmaktadır.

1. Fikrin Hukuken Korunması

Fikrin ortaya çıkması, Startup projesinin ilk aşamasını oluşturmaktadır. Öncelikle yeni fikrin kendisini nasıl farklılaştırdığı ve bu farklılıkların fikri ve sınai haklar çerçevesinde nasıl korunması gerektiği noktalarında bir ön araştırmanın yapılması önemlidir. Bu ön araştırma kapsamında fikrin diğer gerçek kişi veya şirketlerin fikri ve sınai mülkiyet haklarını ihlal edip etmediği değerlendirilmelidir. Bulunan yeni fikrin başkaları tarafından kullanılması, kopyalanması gibi sorunlarla karşılaşılmaması amacıyla da başlangıçta bu fikirlerin hukuki koruma altına alınması Startup’lar için öncelikli olmalıdır.

Proje fikrinin ve fikir kapsamında oluşturulan ürün ve hizmetin hukuksal olarak korunması amacıyla, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca; patent, marka, model ve fikir tescili yapılmakta, bunun yanı sıra da telif hakları belirlenmektedir. Sınai mülkiyet kapsamında marka, tasarım, coğrafi işaretler, faydalı model, patent koruması sağlanmakta; fikri haklar kapsamında ise telif haklarıyla eser korunmaktadır. Bu kapsamda ürün, hizmet ve eserleri üçüncü kişiler karşısında korumak amacıyla sürecin en başında fikri mülkiyet stratejisi oluşturulması ve bu stratejiyle paralel bir şekilde gerekli başvuru ve tescil işlemlerinin yapılması gerekmektedir.

2. Sözleşmeler

Ticari hayatın vazgeçilmez unsurlarından biri olan sözleşmelerle Startup’lar da her aşamada karşılaşmaktadır. Bu kapsamda yeni fikrin ilk ortaya çıkma anından başlayarak Startup’lar gerekli hukuki korumayı sağlayacak sözleşmeleri hazırlamalı ve karşılaştıkları sözleşmeleri iyi analiz etmelidir. Startup’ın süreçlerine uygun hazırlanan sözleşmelerin faydası sayısız olmakla birlikte ana hatlarıyla; (i) fikrin ve girişimin korunması sağlar, (ii) girişimin sağlıklı ve istikrarlı bir biçimde büyümesine katkı sağlar, (iii) yatırımcılar ve müşterilerle ilişkileri daha profesyonel bir boyuta taşır, (iv) hukuka uyum sürecine büyük katkı sağlar (v) ilerleyen aşamalarda gerçekleşebilecek ilave yatırım, pay satışı, kredi alımı vb. işlemlerde hukuki inceleme süreçlerinde kolaylık sağlar ve (vi) olası uyuşmazlıkları ve sorunları önler.

Startup’ların en çok karşılaştığı sözleşme tipleri ise şunlardır; Gizlilik Sözleşmesi (Non-disclosure/Confidentiality Agreement), Niyet Mektupları (Term Sheet/Letter of Intent), Şirket Esas Sözleşmesi ve Ortaklık Sözleşmesi (Articles of Association and Partnership Agreement), Hissedarlar Sözleşmesi (Shareholders Agreement), Pay Alım ve Satım Sözleşmesi, E-Ticaret Sözleşmeleri, Franchise/Bayilik/Lisans Sözleşmeleri, İş Sözleşmeleri, KVKK Sözleşme ve Protokolleridir.

3. Şirketleşme Aşaması

Startup’ların şirketleşme aşamasında şirket türüne karar verilmesi; vergilendirme, herhangi bir aksilik halinde şirketin ve ortakların sorumlulukları ve şirketin hukuki yükümlülükleri gibi konularda önem arz etmektedir. Bu nedenle şirket kurulma aşamasında söz konusu Startup’ın faaliyetine, amaçlarına ve özelliklerine en uygun şirket türünün belirlenmesi gerekmektedir. Şirket kuruluş aşamasında gelecekteki İş Planı’nı (Business Plan) ana hatları ile belirlemesi lehine olacaktır.

Türk mevzuatına göre Startup, şahıs şirketi veya sermaye şirketlerinden herhangi biri olarak kurulabilmektedir. Ne var ki, bireysel sorumluluk bakımından şahıs şirketi daha riskli olduğundan genellikle sermaye şirketlerinden anonim veya limited şirket türü tercih edilmektedir.  Şöyle ki, şahıs şirketlerinde ortaklar şirket borçları bakımından tüm mal varlığı ile sorumlu iken, limited ve anonim şirketlerde şahsen sorumlu olmamaktadır.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca anonim şirket; “sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan, borçlarından dolayı yalnız malvarlığıyla sorumlu bulunan” şirketlerdir ve en az 50.000 Türk Lirası sermaye ile kurulabilir. Pay sahipleri, sadece taahhüt etmiş oldukları sermaye payları ile ve şirkete karşı sorumludur. Limited şirket ise; “bir veya daha çok gerçek veya tüzel kişi tarafından bir ticaret unvanı altında kurulur; esas sermayesi belirli olup, bu sermaye esas sermaye paylarının toplamından oluşur” ve en az 10.000 Türk Lirası sermaye ile kurulabilir. Ortakların sayısı en fazla 50 olabilir ve ortaklar, şirket borçlarından sorumlu olmayıp, sadece taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle yükümlüdür.

4. Yatırım Aşaması

Startup’ların ana çıkış noktalarından biri önce projenin ticari hayatta tutunabilmesi ve sonrasında hızlı bir büyüme ivmesi ile gelir getiren bir değer haline dönüşebilmesidir. Buna paralel olarak da Startup kültüründe ya şirket payı karşılığında şirkete yatırımcı almak suretiyle ya da şirketi belirli bir değere ulaştırmaları akabinde şirketi devretmek suretiyle ortaklık ve yatırımcı modelleri yer almaktadır. Startup’ın gelişmesi, büyümesi ve kar etmesi için yatırım almak önem arz etmektedir. Bu kapsamda girişimin kuruluş aşamasında başvurabilecek yatırımcı türleri ise; Melek Yatırımcılar (Angel Investor), Risk Sermayesi (Venture Capital), Girişim Sermayesi (Private Equity) ve Kitle Fonlamasıdır (Crowdfunding).

Burada ortaklar veya yatırımcılar bir Startup projesine yatırım yapmaya karar verdiklerinde sadece yeni iş fikrini değil, projenin yarattığı değerler bütününde profesyonel bir finansal ve hukuki yapıya sahip olup olmadığı hususunu da değerlendirdiklerini önemle belirtmek isteriz. 

Melek yatırımcılar yüksek risk ve getiri potansiyeline sahip yeni girişimlere yatırım yapmak isteyen ve bunun için yeterli finansal birikimi ve tecrübesi olan bireysel yatırımcılardır. Girişim sermayesi yatırımcıları, melek yatırımcılardan farklı olarak, şirketin daha ileriki aşamalarında ve daha büyük tutarlarda yatırım yapan kurumsal yatırımcılardır. Kitle fonlaması ise bir proje veya girişimin az sayıda insan tarafından internet aracılığıyla küçük tutarlarla finanse edilmesidir.

Girişimcilere Yönelik Teşvik ve Destekler

Türkiye’de Startup’lara yönelik hibe ve teşvik desteği son yıllarda oldukça artmıştır. Doğrudan girişimcilerin desteklenmesinin yanı sıra yatırımcılara yönelik de bazı destekler sağlanmaktadır. Bu tür teşvikler, özellikle yüksek sigorta ve vergi maliyetlerden çekinen girişimcilere kolaylık sağlamakta ve projelerini hayata geçirmeleri bakımından destek olmaktadır. Bu bağlamda Sermaye Piyasası Kurulu da girişim sermayesi yatırım ortaklıklarının önünü açan Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklıklarına İlişkin Esaslar Tebliğ’ini yayımlamış ve bu tip yatırımların fonlamasının sermaye piyasası enstrümanları ile mümkün kılan bir fırsat ayrıca sunmuştur.

Girişimcilere ve yatırımcılara sağlanan bazı teşvik ve destekler aşağıdaki gibidir;

  • TÜBİTAK (Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu), ulusal destek programları ile proje esaslı Ar-Ge faaliyetlerini desteklenmesine, ulusal girişimcilik ekosisteminin gelişmesine ve sürdürülebilirliğine destek vermektedir. Girişimcilik Destek Programı (Bireysel Genç Girişim - BiGG) başta olmak üzere çeşitli destekler ile özellikle nakdi teşvikler verilmektedir.
  • T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, 4691 sayılı Kanun kapsamında Teknoloji Geliştirme Bölgeleri’nde faaliyet gösteren Girişimcilere yönelik indirimli kira ücreti uygulaması, gelir vergisi ve kurumsal vergi istisnaları, çalışanlara yönelik ücret ve prim desteği gibi önemli teşvikler sağlamaktadır. 
  • Türkiye’de en önemli girişimci destek programlarından biri olan KOSGEB (Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı) Startup’lara yönelik çeşitli imkanlar tanımaktadır. Bunlar; Geleneksek Girişimci Destek Programı, İleri Girişimci Destek Programı ve İş Planı Ödülü Destek Programıdır. Bunların yanı sıra, KOSGEB tarafından girişimcilik eğitimleri de organize edilmektedir.
  • Genç Girişimci Desteği: 18 Mayıs 2018 tarihinde 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nda yapılan değişiklikle birlikte genç girişimlerde kazanç istisnası getirilmiştir. Buna göre, belirlenen şartları taşıyan, 18-29 yaş arasında olan girişimcilere yönelik 3 vergilendirme döneminden ve 1 yıllık SGK (4b) primlerinden muaf olmayı kapsamaktadır. Faaliyete başlanıldığı takvim yılından itibaren 3 vergilendirme dönemi boyunca sağlanmış olan kazancın yıllık 75.000 TL'lik kısmı gelir vergisinden istisnadır. 4b kapsamında 01/06/2018 tarihinden itibaren ilk kez sigortalı olanların Bağ-Kur primleri 1 yıl süreyle Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından karşılanacaktır.
  • Melek yatırımcılarına yönelik vergi desteği: Yeni girişimlere bireysel yatırım yapan melek yatırımcı Türk mevzuatında bireysel katılım yatırımcısı (“BKY”) olarak tanımlanmış ve 15 Şubat 2013 tarihinde 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen madde ile BKY teşviki getirilerek BKY lisansına sahip gerçek kişiler için vergi desteği sağlanmıştır.

Bunların yanı sıra, Ticaret Bakanlığı, İŞKUR ve çeşitli vakıf, kurum ve kuruluşlar tarafından sağlanan destekler de bulunmaktadır.

Sonuç

Ticaret hayatına Startup olarak başlayan pek çok şirket, kısa sayılabilecek bir süre içerisinde dünyanın en değerli şirketleri arasına girmiştir. Bunlara verilebilecek en güzel örnek Airbnb ve Uber gibi Startup’lardır. Öte yandan Türkiye’nin de Trendyol ve Getir gibi girişimleri kısa süre içerisinde büyük yatırımlar almış, Getir büyümesini Avrupa ve Amerika kıtalarında devam ettirmiştir. Bir Startup'ın bu örneklerdeki gibi başarılı ve sürdürülebilir olmasının; başlangıçtan itibaren hukuki süreçlerinin iyi yönetilmesine, doğru bir şirketleşme anlayışının benimsenmesine ve yatırım süreçlerinin başarıyla yönetilmesine bağlı olduğu söylenebilecektir.

Yukarıda da bahsedildiği üzere, Türkiye’de girişimci ve yatırımcılara teşvik ve destekler sağlanmış ve Startup'ların gelişimine uygun koşullar oluşturulmuştur. Türkiye’de Startup ekosistem araştırmalarına bakıldığında son dönemlerde en trend girişimcilik konularının oyun sektörü, e-ticaret, finansal teknoloji (fintech) uygulamaları, hızlı teslimat ve derin teknoloji (deeptech) girişimciliği olduğunu söylemek mümkündür. Bu kapsamda Startup'ların ve Startup Hukuku'nun hem dünya hem de Türkiye gündeminde geniş bir yer edinmeye devam edeceği açıktır.